İçimizdeki Medusa: Hayatın İçinde Neden Donarız?
- aysel alkoç
- 5 Tem
- 2 dakikada okunur

Hayat bazen size de bir buz kütlesinin içinde hapsolmuşsunuz gibi hissettiriyor mu?
İnsanlar yaşamaya, evlenmeye, kariyer yapmaya devam ederken siz sanki büyük bir buz kütlesinin içinde, hareketsiz kalmış gibi mi hissediyorsunuz? Eğer öyleyse, yalnız değilsiniz. Donma tepkisi (freeze response), aslında sinir sisteminizin sizi korumak için devreye soktuğu en güçlü savunma mekanizmalarından biridir.
Donma Tepkisi Nedir? Bir Tembellik mi, Savunma mı?
Psikolojide donma tepkisi, sinir sisteminin bir tehdit karşısında verdiği bir savunma biçimidir. İnsan sosyal bir canlıdır; önce güvenli birine yönelmeyi, ardından savaşmayı veya kaçmayı dener. Ancak savaşacak gücünüz kalmadığında, sinir sisteminiz "artık hiçbir şey yapabilecek durumda değilsin" diyerek kendisini kilitler.
Bu durum kesinlikle bir disiplinsizlik, tembellik veya irade eksikliği değildir. Bu, sisteminizin sizi korumak için bildiği en güçlü yoldur.

Mitolojinin Diliyle: İçimizdeki Medusa
Donma halini en iyi anlamlandıran metaforlardan biri Medusa'dır. Medusa, yılan saçlı ve bakışlarıyla önüne geleni taşa çeviren bir yaratık olarak bilinir.
Peki, ya Medusa aslında sadece ağır bir travma sonrası savunmaya geçen, "taşlaşmayı" (donmayı) tek çıkar yol olarak gören bir kadınsa?
İçimizdeki Medusa, travmatik deneyimler yaşadığımızda devreye girer. Hayatın içinde akmak, yeni insanlarla tanışmak veya risk almak yerine, bu yaşanabilecek tüm ihtimalleri daha başlamadan "taşlaştırır". Aslında dış dünyayı değil, dış dünyayla temas etmeye çalışan kendi benliklerimizi dondururuz.

İyileşme Mümkün mü? Perseus ve İçimizdeki Prens
Peki, bu "taşlaşma" halinden nasıl kurtuluruz? Mitolojide Perseus, Medusa'ya doğrudan bakamaz çünkü bakarsa taşa dönüşecektir; aynalı kalkanından Medusa'nın yansımasına bakarak ona yaklaşır. Ben bu aynalı kalkan metaforunu terapiye benzetiyorum; Perseus ise bana göre Jung'un 'içimizdeki eril ilke' olarak tanımladığı Animus.
Terapi bir aynadır: Travmaya doğrudan bakmak bazen bizi daha çok dondurabilir. İyi bir terapist, size travmanızın tam ortasında değil, aynalı kalkanlar yani semboller ve sorular üzerinden bakmayı öğretir.
İçimizdeki Animus: Masallardaki prensler, dışarıdan beklediğimiz bir kurtarıcı değil, Jungyen anlamda içimizdeki "sağlıklı Animus"tur. Eyleme geçebilen, sınır çizebilen ve kendini koruyabilen bu eril ilke uyandığında, "başının çaresine bakabilirsin" mesajıyla iyileşme başlar.

Hayatın İçinde Akmaya Hazır mısınız?
Travmayı hayatımızdan tamamen silmek mümkün olmayabilir ancak onunla kurduğumuz ilişkiyi değiştirebiliriz. İçimizdeki o donmuş Medusa'yı şefkatle fark etmek ve içimizdeki "Prens"i yani sağlıklı koruma mekanizmalarımızı uyandırmak, donma halinden çıkışın anahtarıdır.
Siz de hayatınızda donmuş hissettiğiniz o anlarda, aslında hangi korunma mekanizmanızın devreye girdiğini fark ederek çözüme bir adım daha yaklaşabilirsiniz.
Ana Karakter podcast'imizin bu bölümünde, travma, donma tepkisi ve yaratıcı akışa geri dönüş üzerine derin bir yolculuğa çıktık.
Bölümü dinlemek ve kendi "donma" hikayenizi anlamlandırmak için yeni bölümü bu link üzerinden dinleyebilirsiniz: https://open.spotify.com/episode/1EwH260pc06xgcFmkpd6cC?si=BU6QAH-JQoaVU-42XtbL-A




Yorumlar