Ev, Labirent mi? Tapınak mı?
- aysel alkoç
- 3 gün önce
- 1 dakikada okunur
Ev sadece dört duvardan ibaret değildir. Bazen dış dünyanın gürültüsünden sığındığımız güvenli bir liman olur, bazen de içimizde çözemediğimiz meselelerin yankılandığı bir labirente dönüşür.
Peki aynı ev, bir gün huzur verirken başka bir gün neden bizi daraltır?
Belki de mesele evin kendisi değildir.

Bu bölümde evi; rahim, tapınak ve labirent sembolleri üzerinden ele alıyorum. Mitolojiden Hestia, Demeter, Ariadne, Theseus ve Herakles'in hikayelerine uzanarak, yaşadığımız mekanın aslında iç dünyamızın bir yansıması olabileceğini konuşuyoruz.
Bir evi tapınağa dönüştüren şey dekorasyonu ya da büyüklüğü değil; merkezimizle kurduğumuz ilişkidir. Kaygı, ihmal, mükemmeliyetçilik ve eski alışkanlıklar ise zamanla o evi görünmez duvarlarla örülmüş bir labirente çevirebilir.
Belki de ihtiyacımız olan şey daha büyük ya da daha düzenli bir ev değildir. Belki ihtiyacımız olan, yeniden kendi merkezimize dönebilmektir.
Bu bölümde birlikte şu soruların peşine düşüyoruz:
Ev neden rahim sembolü olarak görülür?
Tapınak ile ev arasında nasıl bir ilişki vardır?
Hestia'nın ateşi neden içsel merkezimizi temsil eder?
Demeter'in yasının üretkenliğimizle ne ilgisi var?
Labirentin duvarlarını gerçekten kim örüyor?
Herakles'in ahırları temizleme görevi bize hayatımızı değiştirmek hakkında ne anlatıyor?
Belki bu bölüm, kendi evinize ve iç dünyanıza bambaşka bir gözle bakmanıza yardımcı olur.
Bölüme aşağıdaki linklerden ulaşabilirsiniz: ,




Yorumlar